"Eğer, ilerde birgün “keşke” demek istemiyorsan, 3 şeyi doğru seç! Eşini, işini, arkadaşını."
Yunus Emre (via zeynebsahn)
A message from Anonim
nasılsınız? buralara uğramayalı hayli zaman oldu.. kaleminize sağlık yine hak'kı yazmış, hak için yazmışsınız. sükutu tefekkür, konuşması hikmet olan güzel insanlardansınız ve bunu çok belli ediyorsunuz. gerçi sükutunuzu görmüş değilim ama hüsnüzan iyidir. :)

Çok şükür iyiyiz, sağlığınıza duacıyız efendim. Allah razı olsun buralara uğradınız, hayır bereket getirdiniz. Hayırla geldiniz :)

Evet zaten gazetelerin reklam sayfaları da size kurabiye yapıp çay ikram etmek için var.

Evet zaten gazetelerin reklam sayfaları da size kurabiye yapıp çay ikram etmek için var.

Biz reklamında en edeplisini yaparız..
İki farklı gazete iki farklı zihniyet.. Etek hassasiyeti..
Çok mu çok gerici, çok mu çok yobazız..

Biz reklamında en edeplisini yaparız..

İki farklı gazete iki farklı zihniyet.. Etek hassasiyeti..

Çok mu çok gerici, çok mu çok yobazız..

"Eğer, ilerde birgün “keşke” demek istemiyorsan, 3 şeyi doğru seç! Eşini, işini, arkadaşını."
Yunus Emre

Aksaray’da “Bugün 5 kişiye Günaydın der misiniz?” diyen ablanın yanına yaklaşıp “Hava durumu sunan spiker miyim ben abla? Hayırlı sabahlar” dedim. Bu kadar da asi ruhluyum :)

Efendimiz`in Yaşamından Cuma Günü Yapılması Gerekenler

CUMA GÜNÜ YENİ ELBİSE GİYİLİR

Hz. Aişe (r.anha) anlatıyor: “Rasulullah’ın (asm) cuma günü giydiği bir elbisesi vardı. Cumadan sonra onları katlar ve ertesi cumaya kadar kaldırırdı. (Taberani)
Sizler, günlük iş takımınızdan hariç bir de cuma takımınız olsa ne kaybedersiniz? (Muvatta)
ALLAH Rasulü (asm) yeni bir elbise giydiğinde, onu cuma gün giyerdi. (Ramuz el-Ehadis)

CUMA GÜNÜ BEDEN TEMİZLENMELİDİR

Abdullah İbnu Ömer (ra) anlatıyor: “Rasulullah (asm) bize cuma günü yıkanmamızı emretti.” (Taberani)
Cuma günü tırnaklarını kesen kişiyi Cenab-ı Hak, gelecek cumaya kadar ve ondan sonra üç gün daha belalardan korur.(Mevahib-i Ledünniye) (Eğer tırnaklar çok uzamışsa cumaya kadar beklenilmez; hemen kesilir.)
Cuma guslü her buluğa ermiş olan mü’mine vacibdir. Misvaklanması, bulduğu takdirde koku sürünmesi de öyle. (Buhari)

YENİ EVE CUMA GÜNÜ TAŞINILIR

ALLAH Rasulü kış geldiğinde kışlığa cuma gecesi taşınırlardı. Yaz gelince de yazlık eve gene cuma gecesi taşınırlardı. (Mevahib-i Ledüniyye)

CUMA NAMAZINA HAZIRLIK…

Bir Müslüman cuma günü yıkanır, sonra kimseyi incitmeden mescide gider (mümkünse yürüyerek), imam hutbeye çıkmamışsa, orada kılınacak namazı kılar (ilk sünnet) imam hutbeye çıkmışsa oturup hutbe bitinceye kadar onu dinler ve sessiz oturursa, o cuma bütün günahlar bağışlanmakla kalmaz, bu ameller bundan sonra gelecek cumaya kadarki günahlarına da kefaret olur. (Ahmed b. Hanbel)
Kim cuma günü cemaati rahatsız ederek öne geçmeye çalışırsa cehenneme köprü yapılır. (Tirmizi)

CUMA GÜNÜ KUR’AN OKUMAK, RASULULLAH’A (asm) SALATU SELAM GETİRMEK…

Kim cuma gecesi Yasin suresini okursa bağışlanır. (Esbehani)
Kim cuma günü Kehf suresini okursa onun için ayağının altından gökteki bulutlara kadar bir nur parlar. Kıyamet Gününde onu aydınlatır ve iki cuma arasında işlenmiş günahları bağışlanır. (Ebubekir b. Merdeveyh)
Bana salat û selam getirmek, sırat üzerinde nurdur. Bir kimse cuma günü bana seksen kere salat getirirse, seksen yıllık günahları affedilir. (Ramuz el-Ehadis)
Cuma günü bana salavatı çok okuyun. Çünkü o gün okunan salavatlar şahidlidir. Melekler onlara şahidlik ederler. (İbni Mace)

CUMA GÜNÜ KABİR ZİYARETİ YAPILIR

Kim cuma günü anne veya babasının veya onlardan birisinin kabrini ziyaret eder ve orada Yasin suresini okursa, günahları bağışlanır. (Suyuti)

Yazar:
Said Alpsoy

sefamervecom:

Allahım..! Cuma hürmetine kardeşlerimize yardım eyle.  Hayırlı cumalar

sefamervecom:

Allahım..! Cuma hürmetine kardeşlerimize yardım eyle.
Hayırlı cumalar

Vardım ilim meclisine kıldım talep,dediler ilim en geridedir, illa edep illa edep…


Bir adam Hazreti Ali’ye geldi ve; “Sana sormak istediğim dört sorum var” dedi.
İlim şehrinin kapısı; “Buyur sor” dedi.
Adam sordu; “Vacip nedir? Vacipten evvel vacip nedir?
“Hazreti Ali cevap verdi; “Tövbe etmek vaciptir, günahları terk ise ondan önce vaciptir.”
Adam sordu; “Yakın nedir? Yakından yakın nedir?”
Hazreti Ali cevap verdi; “Kıyamet yakındır, ölüm ondan daha yakındır.
Adam sordu; “Acayip nedir? Acayipten daha acayip nedir?”
Hazreti Ali cevap verdi; “Dünya acayiptir, dünyayı sevmek ise ondan daha acayiptir.”
Ve adam son olarak şu soruyu sordu; “Zor nedir? Zordan daha zor nedir?”
Hazreti Ali bu son soruya da şöyle cevap verdi;
Kabir zordur, azıksız, amelsiz kabre girmek ondan daha zordur.


Hayırlı cumalar..
Bir adam Hazreti Ali’ye geldi ve; “Sana sormak istediğim dört sorum var” dedi.
İlim şehrinin kapısı; “Buyur sor” dedi.
Adam sordu; “Vacip nedir? Vacipten evvel vacip nedir?
“Hazreti Ali cevap verdi; “Tövbe etmek vaciptir, günahları terk ise ondan önce vaciptir.”
Adam sordu; “Yakın nedir? Yakından yakın nedir?”
Hazreti Ali cevap verdi; “Kıyamet yakındır, ölüm ondan daha yakındır.
Adam sordu; “Acayip nedir? Acayipten daha acayip nedir?”
Hazreti Ali cevap verdi; “Dünya acayiptir, dünyayı sevmek ise ondan daha acayiptir.”
Ve adam son olarak şu soruyu sordu; “Zor nedir? Zordan daha zor nedir?”
Hazreti Ali bu son soruya da şöyle cevap verdi;
Kabir zordur, azıksız, amelsiz kabre girmek ondan daha zordur.

Hayırlı cumalar..

A message from Anonim
Erdoğan'ın 12 yıl içerisinde Erbakan Hocamınız hayali olan birçok şeyi gerçekleştirdiğinin de farkında değil misiniz peki? Niçin bu kadar düşmanlık güdüyorsunuz? Erdoğan'a oy veren günah işlemiştir olarak bakıyorsunuz? Halbuki Erdoğan'a Allah için oy veren binlerce insan var.. Hocamız akpye oy vermek günahtır demiş olabilir ama sonuçta o da bir insandır her dediğini doğru kabul etmek zorunda değiliz. Şahsen ikisinin de Allah için ter döktüğüne inanıyorum.

"Erdoğan’ın 12 yıl içerisinde Erbakan Hocamınız hayali olan birçok şeyi gerçekleştirdiğinin de farkında değil misiniz peki? " Değilim kardeşim. Vaktinizin olduğu bir zaman diliminde bana hocamızın hayallerinden bahseder misiniz? Ve gerçekleştirilenlerdende..

"Erdoğan’a oy veren günah işlemiştir olarak bakıyorsunuz" bu zamana kadar pek çok insan işte böyle kul hakkına girdi. Şuan aynısını yaptınız Ne diyeyim kardeşim..

Rabbime emanetsiniz.

Allah istediği için mi yoksa kendimiz benimsediğimiz için mi namuslu olmalıyız?
Her insan İslam fıtratı üzere dünyaya gelir. Daha sonra nefis ve şeytan insanın fıtratında kaymalara sebep olur.

İslam fıtratı üzerine yaratılan insanlar, Allah’ın emir ve yasaklarına göre yaşadıkları zaman mükemmel manada yaşamış olurlar. Çünkü fıtratları bunu gerektirmektedir.

Mesela, elmas kesme makinasıyla tuğla keserseniz makinayı fıtratına uygun kullanmamış olursunuz. Bu da zarar verir.. İnsan da böyledir. Dinimizin emir ve yasaklarına uyulmadığında ruh ve kalbimiz yaralar alır.

Bir makinayı kim yapmışsa kullanma kılavuzunu da o hazırlamaktadır. İnsanın yaratıcısı olan Rabbimiz de bizim hayat kılavuzumuzu Kur’an-ı Kerim olarak bize göndermiştir. Bizzat yaşayarak örnek ve rehber olması için de Peygamberimiz (asv)’i en güzel ahlak üzere bize göndermiştir.

İnsan namus ve iffet gibi değerlerle insan olur. Aksi halde insanlık özelliklerini kaybedecektir. Allah’ın bizim için istediklerini benimsemek, bizim fıtratımızda olan bir şeydir.

Rum Sûresinde şöyle buyrulur:

“O halde (Habibim) sen yüzünü bir muvahhid olarak dine yönelt. Allah’ın insanları yaratmasında esas aldığı o fıtrata uygun hareket et.”(Rum, 30/30)

Şems suresinde de bazı mahlûkata kasem edilir, bunlardan birisi de nefistir. Yedinci ve sekizince âyetlerde, “nefse ve ona birtakım kabiliyetler verip de iyilik ve kötülüklerini ilham edene” kasem edilmektedir. Bu âyet-i kerime, “her çocuğun İslâm fıtratı üzere doğduğunu” haber veren Peygamberimiz (asv)’in kelâmıyla birlikte düşünüldüğünde şöyle bir hakikat ortaya çıkar: Demek ki, insanın fıtratı iyice dikkate alınabilse güzel ahlâkın kaynağına da inilmiş olacak.

İnsanın bedeni İlâhî bir sanat olduğu gibi, istidadı ve tabiatı da Hakk’ın tanzim ve takdiriyledir; o da İlâhîdir.

Buna göre, sözlük anlamından hareketle, güzel ahlâk denilince, insanın yaratılışında mevcut olan bu kabiliyetlerin yerli yerince kullanılması akla gelir. Ahlâksızlıkların tümünde bu sermayenin yanlış kullanılması söz konusudur.



 
İnsanın yaratılışında iman etme kabiliyeti vardır. Zira insan basit bir masanın bile kendi kendine yapılıp çatılamayacağını bilecek güçtedir. Putperestler bile kendilerini birinin yarattığını bilmişler, ama onu doğru tanıyamamışlar ve tabiatlarındaki ibadet etme ihtiyaçlarını yanlış olarak cansız cisimlerle tatmin etmeye çalışmışlardır.

Hiçbir insanın gıybet edilmekten hoşlanmaması, insan yaratılışının gıybeti reddetmesi demektir.

Yalan söylemenin zorluğu, doğru söylemenin ise rahatlığı; yalanın yasak, doğrunun sevap olduğuna fıtratın şehadetidir.

Kıskanma duygusunun insanın yaratılışına konulması da namus mefhumunun fıtrî olduğunu ders verir bize.

Borç para istediğimiz bir dostumuzun, alacağını fazlasıyla geri istemesinden rahatsız olmamız, faizin haram oluşuna fıtratın şehadetidir. Misâller çoğaltılabilir.

Demek ki, insanın yaratılışı güzel ahlâk üzeredir. Ancak, insan tabiatına yerleştirilmiş bulunan bütün bu özelliklerin mecralarını bularak tekâmül etmeleri gerekiyor. Bu tekâmülün esasları, İlâhî kitaplarda konulmuş ve peygamberlerce (as.) insanlık âlemine tebliğ edilmiştir.

“Ben ancak güzel ahlâkı tamamlamak için gönderildim.”

hâdis-i şerifinin bir mânâsı da bu olsa gerek.

Allah istediği için mi yoksa kendimiz benimsediğimiz için mi namuslu olmalıyız?

Her insan İslam fıtratı üzere dünyaya gelir. Daha sonra nefis ve şeytan insanın fıtratında kaymalara sebep olur.

İslam fıtratı üzerine yaratılan insanlar, Allah’ın emir ve yasaklarına göre yaşadıkları zaman mükemmel manada yaşamış olurlar. Çünkü fıtratları bunu gerektirmektedir.

Mesela, elmas kesme makinasıyla tuğla keserseniz makinayı fıtratına uygun kullanmamış olursunuz. Bu da zarar verir.. İnsan da böyledir. Dinimizin emir ve yasaklarına uyulmadığında ruh ve kalbimiz yaralar alır.

Bir makinayı kim yapmışsa kullanma kılavuzunu da o hazırlamaktadır. İnsanın yaratıcısı olan Rabbimiz de bizim hayat kılavuzumuzu Kur’an-ı Kerim olarak bize göndermiştir. Bizzat yaşayarak örnek ve rehber olması için de Peygamberimiz (asv)’i en güzel ahlak üzere bize göndermiştir.

İnsan namus ve iffet gibi değerlerle insan olur. Aksi halde insanlık özelliklerini kaybedecektir. Allah’ın bizim için istediklerini benimsemek, bizim fıtratımızda olan bir şeydir.

Rum Sûresinde şöyle buyrulur:

“O halde (Habibim) sen yüzünü bir muvahhid olarak dine yönelt. Allah’ın insanları yaratmasında esas aldığı o fıtrata uygun hareket et.”(Rum, 30/30)

Şems suresinde de bazı mahlûkata kasem edilir, bunlardan birisi de nefistir. Yedinci ve sekizince âyetlerde, “nefse ve ona birtakım kabiliyetler verip de iyilik ve kötülüklerini ilham edene” kasem edilmektedir. Bu âyet-i kerime, “her çocuğun İslâm fıtratı üzere doğduğunu” haber veren Peygamberimiz (asv)’in kelâmıyla birlikte düşünüldüğünde şöyle bir hakikat ortaya çıkar: Demek ki, insanın fıtratı iyice dikkate alınabilse güzel ahlâkın kaynağına da inilmiş olacak.

İnsanın bedeni İlâhî bir sanat olduğu gibi, istidadı ve tabiatı da Hakk’ın tanzim ve takdiriyledir; o da İlâhîdir.

Buna göre, sözlük anlamından hareketle, güzel ahlâk denilince, insanın yaratılışında mevcut olan bu kabiliyetlerin yerli yerince kullanılması akla gelir. Ahlâksızlıkların tümünde bu sermayenin yanlış kullanılması söz konusudur.

 

İnsanın yaratılışında iman etme kabiliyeti vardır. Zira insan basit bir masanın bile kendi kendine yapılıp çatılamayacağını bilecek güçtedir. Putperestler bile kendilerini birinin yarattığını bilmişler, ama onu doğru tanıyamamışlar ve tabiatlarındaki ibadet etme ihtiyaçlarını yanlış olarak cansız cisimlerle tatmin etmeye çalışmışlardır.

Hiçbir insanın gıybet edilmekten hoşlanmaması, insan yaratılışının gıybeti reddetmesi demektir.

Yalan söylemenin zorluğu, doğru söylemenin ise rahatlığı; yalanın yasak, doğrunun sevap olduğuna fıtratın şehadetidir.

Kıskanma duygusunun insanın yaratılışına konulması da namus mefhumunun fıtrî olduğunu ders verir bize.

Borç para istediğimiz bir dostumuzun, alacağını fazlasıyla geri istemesinden rahatsız olmamız, faizin haram oluşuna fıtratın şehadetidir. Misâller çoğaltılabilir.

Demek ki, insanın yaratılışı güzel ahlâk üzeredir. Ancak, insan tabiatına yerleştirilmiş bulunan bütün bu özelliklerin mecralarını bularak tekâmül etmeleri gerekiyor. Bu tekâmülün esasları, İlâhî kitaplarda konulmuş ve peygamberlerce (as.) insanlık âlemine tebliğ edilmiştir.

“Ben ancak güzel ahlâkı tamamlamak için gönderildim.”

hâdis-i şerifinin bir mânâsı da bu olsa gerek.

A message from Anonim
Sizi neden siyasi konularla yoruyorlar anlamıyorum. Halbuki ne çok faydanız dokunuyor. Günlük girip paylaştıklarınızı okuyorum hoşumada gidiyor. Onların adına ben özür dilerim.

Estağfurullah kardeşim. Din hayatımızın her yerindedir. Siyasete bulaşamaz demek dini yok saymak demektir. Açık ve net söylüyorum dinsiz siyaset dinsizlerde olur. İnsanları kırmadan, hakaret etmeden ve doğru olanı anlatmaya çalışarak gayret etmek elbet fayda verecektir. Elimden geldiği kadar artık siyasete bulaşmamaya çalıyorum lakin duramıyorum çünkü hala ve hala bir yerlerde benim üniversiteye kapalı girişimi ağzına sakız yapmış insanlar var. Zannedersiniz ki Erbakan hoca getirdi bu yasağı da sayın Erdoğan kaldırdı. Konuşacağız. Hocamız gibi son nefesimize kadar tekerlekli sandelyemizde  ”koltuk sevdası” benzetmelerini unutmadan gerçekleri haykıracağız. Hayırla bereketle ayağınızın güzelliğiyle geldiniz.

A message from Anonim
Selamun aleyküm.. namazın sünnetini bitirip farzına geçerken beklemek,biriyle konuşmak doğru mudur

Aleykümselam kardeşim mümkün olduğu kadar namaz aralarında konuşmamaya huşuyu bozmamaya gayret edin. Hayırla geldiniz.

A message from Anonim
bir insan hem Erbakan'ı hem de Erdoğan'ı sevemez mi sizce?

Sever neden sevmesin kardeşim. Recep Tayyip Erdoğan bir insandır. Evvela müslümandır. Benim Allahım benim peygamberim bir dediği için dahi sevilir. Sevmek ayrı şeydir, yaptıklarını desteklemek onaylamak ayrı. Hayırla geldiniz